Mevlana Sözleri

Mevlana Celalettin Rumi hazretlerinin bizlere bıraktığı altın değerindeki öğütleri, kısa sözleri ve eserleri sayfamızda derledik hemen aşağıdan incelemeye başlayabilirsiniz.

Mevlana Sözleri Kısa

Zor diyorsun, zor olacak ki imtihan olsun.

Yürek yorulunca ter gözden akar.

Asıl yar yaradandır, gerisi yaralayandır.

Yüreğimiz kıymet bilene emanet.

Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla.

Aşk, her şeydedir ama hiçbir şeyde görünmez.

Allah(c.c)’a ulaşacak birçok yol var. Ben Aşk’ı seçtim.

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.

Bize gözün değil, gönlün gördüğü yürek gerek.

Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.

Dost acı söyleyen değildir. Acıyı tatlı söyleyebilendir.

İçinde azıcık nur olmayana, dışarıdan verilen öğüt fayda vermez.

Üzülme herkes ölür kimi toprağa gömülür, kimi yüreğe.

Aşk acısı taşımayan yürek; ya deliye aittir ya ölüye. (Mevlana)

Gönül, han değil dergâhtır. Paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır!

Uğruna fedakârlık yapmadığın sevgiyi, yüreğinde taşıyıp da kendine yük etme.

Birini seviyorsanız O’nu Allah’tan isteyin. Kalpler Allah’ın Elindedir.

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. (Mevlana)

Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır. (Mevlana)

Minareden düşenin parçası bulunur, bulunur da; Gönülden düşenin parçası bulunmaz. (Mevlana)

Gerek yok her sözü laf ile beyana, bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana (Mevlana)

Ey Gönlümün sol yarısı, Aklıma koydum seni, aklım almadı. Yüreğime bıraktım, sana doymadı. (Mevlana)

Dediler ki; Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki; Gönül’e giren gözden ırak olsa ne olur (Mevlana)

Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Bırakacağın eli hiç tutma, tutacağın eli isе hiç bırakma. Sahte sevgilere gül olmaktansa, gerçek sevgilere diken ol!(Mevlana)

Sen böyle güzelken bana söz düşmez. Bakma böyle yazılar yazdığıma, ben aslında “Oku!” emrine amade seni okuyorum sevgili. (Mevlana)

Ünlü Mevlana Sözleri

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı dünyada su da olmazdı ateş de.

Ey can! Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama; Gül başka leş başka kokar.

Sesini değil sözünü yükselt! Yağmurlardır yaprakları büyüten gök gürültüleri değil.

Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa o, uçamayan kanatsız kuş gibidir.

Demiş ki; Mevlana; “Seni seveni zehir olsa yut. Seni sevmeyeni bal olsa da unut.”

Unutma; senin için başkasından vazgeçen, bir gün mutlaka başkası için senden vazgeçer.

Acı su da tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma. Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır.

Bırakacağın eli hiç tutma, tutacağın eli ise hiç bırakma. Sahte sevgilere gül olmaktansa, gerçek sevgilere diken ol.

Denizi gören göz başka, köpüğü gören göz başkadır. Köpüğü bırak da denizin gözüyle bak sen! Köpükler, gece-gündüz denizden meydana gelir, onları deniz harekete geçirir. Fakat ne şaşılacak şey ki, sen köpüğü görüyorsun da denizi görmüyorsun.

Allah için ateşe atılmak vardır. Lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş seni değil İbrahimleri tanır ve yakmaz!

Bakmakla görmek aşık olmakla sevmek arasındaki fark? Diye sormuşlar Mevlana’ya. Cevaplamış; Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Herkes aşık olabiliyor; ama herkes senin gibi sevebiliyor mu? Aralarındaki tek fark sensin.Seni özel kılan görebildiğini ve sevebildiğini bilmektir.

Mevlana Aşk Sözleri

Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır.

Aşk, her şeydedir ama hiçbir şeyde görünmez.

Odun yanınca kül olur, insan yanınca kul olur…

Sen sadece sen değilsin; bensin, benimsin, bendesin.

Her olayı hayır bil, her geceyi Kadir bil, her geleni Hızır bil.

Aşk nedir bilmiyorsan gecelere sor, şu sapsarı yüzlere, şu kupkuru dudaklara sor.

Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman? Bilmem. Yeter ki o kapıda durmayı bil.

Ve ben; dilek tutmadım hiç. Hep dua ettim: ‘ömrün ömrüme nasip olsun’ diye.

Minareden düşenin parçası bulunur da, gönülden düşenin parçası bulunmaz.

Aşk, altın değildir, saklanmaz. Aşkın bütün sırları meydandadır.

Birini seviyorsanız, onu Allah’tan isteyin. Kalpler Allah’ın elindedir.

Güzeli güzel yapan ‘edep’tir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir.

Öyle bir ‘yâr’ sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.

Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı.

Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.

Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye “yar” denilir.

Hadi yaramı sarmaya merhemin yok. Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de…

Aşk kalpten vurur, dost ise sırttan. Kalp iyileşir ama sırt hep kambur kalır.

Dilin aşkı yorumlaması güzeldir ama dile gelmeyen aşk daha güzeldir.

Sen, canının içinde Kur’an nurunu istiyorsan, şunu bil ki, oruç bütün Kur’an’ın tertemiz nurunun sırrıdır.

Bilmeyen ne bilsin seni gamlanma deli gönül, gönülden anlamayana bağlanma deli gönül.

Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.

Her birimiz tek kanatlı melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.

Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana ya da yazık olur adabına.

Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş, Yok mu altından gümüşten bir kurtuluş?

Tutalım ki Ali’den Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten.

Kötülük yaptın zaman kork çünkü o bir tohumdur. Allah yeşertir, karşına çıkartır.

Eli görmeyen kişi yazıyı kalem yazdı sanır. Allah’ın kudretini görmeyen kişi, meyveyi ağaç yaptı sanır.

Bitkinin güzelliği tohumun iyiliğinden, insanın güzelliği ise kalbinden gelir.

Edep aklın tercümanıdır. Herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar değerlidir.

Irmak suyunu tümden içmenin imkânı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkânı yok.

Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?

Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her Peygamberin verdiği öğüt aynıdır. “Sana ayna olacak insanı bul.

Sözü süz de söyle gönlü bulundurmasın. Sözü diz de söyle, kulağa inci diye takılsın sözü de yüze söyle, gıybet olup utandırmasın.

İnsanlar senin mutlu olmanı istiyor. Senin mutluluğunu düşünenlere acı çektirme.

Anlaşılmak gibi bir derdimiz vardı. Ne zaman ki kendimizi anlatamadığımızı Fark ettik. İşte o vakit susmalar Dostumuz oldu. ( Hz – Mevlana )

Her şeyi kaybettim ama kendimi buldum.

Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, Şaşmam dersin şaşarsın. Öldüm der durur, Yine de yaşarsın. ” Hz Mevlana.

Bir günah işlediğinde hemen tövbe et. İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğulur. Hz. Mevlana

Akıllılar önceden ağlarlar; bilgisizlerse işin sonunda başlarını vururlar. Hz. Mevlana

İnsan dostunun huyunu alır.

İşin başında sonunu gör de ceza gününde pişman olma. Hz. Mevlana

İnsan içki içmekte serbest, ama sarhoş olmakta serbest değildir.

Güzel üslupla söz söyleyenleriz; Mesih’in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

Aklın başına geldiğinde Pişman olacağını bir işi sakın yapma.

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

Ömründen nasibin, kendini sevgiliden mesut bulduğun andan ibarettir.

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak…

Unutma, sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir çünkü tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

Gönül ne tarafı işaret ederse, beş duyu da eteklerini toplayıp o tarafa gider.

Mevlana’ya sormuşlar “sevgili” nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli. Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı.

Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur.

Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.

İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir.

İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.

Bakın! Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise SEVGİYİ aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız.

Aşk vadisinde, hiçbir nişane, hiçbir iz yoksa üzülmemeli çünkü Hakk’ın lûtfuyla bazen umutsuzluktan bile umutlar doğar. Ey gönül, sakın umutsuzluğa düşme! Allah’tan umudunu kesme ki, bazen can bahçesinde, söğüt ağacının dalı bile hurma verir.

Ey gönül. Ateş için rüzgâr ne ise, aşk için de ayrılık öyledir; küçük olanı söndürür, büyük olanı ise daha da güçlendirir ve iyi bil ki, ey gönül. Aşk; ateşten bir denizi, mumdan kayıkla geçmektir, yanıp kül olmadan asla geçemezsin.

Ben kimim. Beni söylediklerimde arama. Ben söylemediklerimde gizliyim, görmediğin koskoca derya gönlümdür. Gördüğün sahil ise dilim. Kıyılarıma vuran dalgalarıma şaşma. Onlar Aşk’tan gel-git’im. Beni mecnundan Leyla’dan sorma. Ben yalnız Mevla’dan bir izim.

Bir şeyden kaçacaksan yılandan, akrepten, aslandan, kaplandan kaçma da, bedenden kaynağını alan nefsanî isteklerden, heveslerden kaç çünkü başımıza gelen bütün belalar, çektiğimiz bütün zahmetler, meşakkatler boş ve olmayacak heveslerden meydana gelir.

En Güzel Mevlana Sözleri

Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel.”

Balığa, denizden başkası azaptır.

İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur.

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak.

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse.

Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı.

Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı.

Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.

Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç? -Hz. Mevlâna

Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.

Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır. (Hz. Mevlâna)

Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost!

Cahil insan, gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır. (Hz. Mevlâna)

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar. -Hz. Mevlâna

Misafir Gelecekmiş Gibi Evini Ölüm Gelecekmiş Gibi Kalbini Temiz Tut. (Hz. Mevlâna)

Senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür.

Sevenler en sonunda bir yerlerde buluşmazlar. Onlar en başından beri birbirlerinin içindedirler.

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç? -Hz. Mevlâna

İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş.. gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.

Sevgini vermesini öğren. Çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış. Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış. (Hz. Mevlâna)

İyilik aradın mı, insanda kötülük kalmaz. -Mevlana Celaleddin Rumi

Bir Günah İşlediğinde Hemen Tövbe Et İnsan Suya Düştüğü Değil Sudan Çıkmadığı İçin Boğulur (Hz. Mevlâna)

Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı’yı görmüş olur. -Hz. Mevlâna

Açlık, ilaçların padişahıdır. Hekimler niye perhiz verir düşünsene. -Hz. Mevlâna

Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil. (Hz. Mevlâna)

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner? -Hz. Mevlâna

Gerçek Aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar. -Hz. Mevlâna

Konu ne olursa olsun, verdiğin ‘üzüntü’ ve aldığın ‘ah’ bir cam parçasından daha keskindir, dönüp dolaşıp üzerine basarsın. (Hz. Mevlâna)

Rabbim, kalbim’e değen sızıları ince, ince söz eyle,Yüzüme değen gözyaşlarıma Rahmet eyle. -Hz. Mevlâna

Aşk, öyle engin bir denizdir ki ne başlangıcı ne de sonu vardır. -Hz. Mevlâna

Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, Huzur ise bir ibadetin karşılığıdır. -Hz. Mevlâna

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek, yaratılışı bakımından otu beğenir.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Şunu iyi bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman odur ki önce kendi nefsini yener.

Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır.

“Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!”

Bir gün Mevlana’ya sormuşlar: “O kadar okursun, o kadar yazarsın ne bilirsin?” Mevlana cevap vermiş: “Haddimi bilirim”

Yüz binlerce birbirine benzeyenleri seyret de aralarında ki yetmiş yıllık farka dikkat et.  İki şey birbirine benzeyebilir: Acı su da berraktır, tatlı su da…

Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür;  düşman kalkar dostun olur. Öyle garip bir dünya, olmaz dediğin ne varsa olur.

Bir gün gelir, açmaz dediğin çiçekler. Gitmez dediğin dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer. Hayat öyle bir sır ki; önce şükür, sonra sabır, sonra da inanmak gerek.

Gönlüm dilime dargın, dilim gönlüme, Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime, Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme” (Hz. Mevlâna)

Üstünün dostu ol ki üstün olasın. Kendine gel be hey azgın, mağluplarla dost olma! Münkirin delili ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizli hikmetleri haber vermektedir. Her görünen şeyin faydası, faydanın ilaçlarla gizli oluşu gibi o şeyin içinde gizlidir.

Dünya sevgisi, dünya geçimiyle savaşma yüzünden sana o ebedi azabı ehemmiyetsiz gösterir. Ölümü bile ehemmiyetsiz bir hale getirirse  bunda şaşılacak ne var ki? O sihriyle bunun gibi yüzlerce iş yapar!

“Ey Müslüman, edep nedir?” diye sorarsan bil ki edep,  ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektedir. Kimi, “falan adamın huyu kötü, tabiatı fena” diye  şikayet eder, görürsen,  Bil ki, bu şikayetçinin huyu kötüdür;  kötüdür ki o kötü huylunun kötülüğünü söylüyor!  Çünkü iyi huylu, kötü huylulara, fena tabiatlılara  tahammül eden, onların kötülüğünü söylemeyen kişidir.

Mevlana’nın Kısaca Hayatı

Mevlana Celaleddin Rumi, 1207 yılında Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuş bir sufi ve din bilginidir. Anadolu’nun ünlü evliyalarından sayılan ve hoşgorü felsefesiyle tanınan Mevlana Celaleedin Konya’da yaşamıştır.

Lakabı olan Mevlana “efendimiz” anlamına gelir, ismindeki “Rumi” ise Anadolu’da yaşayan kişi demektir. Şemsi Tebriz’i ile olan manevi dostluğuyla da tanınmaktadır.
Dönemin İslam kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yapan ve Sultan-ül Ulema (Bilginler Sultanı) lakabıyla anılan Bahaeddin Veled’in oğludur. Mevlânâ, babası Bahaeddin Veled’in ölümünden bir yıl sonra, 1232 yılında Konya’ya gelen Seyyid Burhaneddin’in manevi terbiyesi altına girmiş ve dokuz yıl O’na hizmet etmiştir.
Mevlana, 17 Aralık 1273’te ölmüştür.

Mevlânâ’nın 800.doğum yılı olan 2007 UNESCO tarafından dünya Mevlânâ yılı ilan edilmiştir. Bu karar Mozart yılı olan 2006’nın mart ayında alınmıştır.

Mevlana’nın Eserleri;

  1. Mesnevi
  2. Büyük Divan “Divan-ı Kebir”
  3. Fihi Ma-Fih “Ne varsa İçindedir”
  4. Mecalis-i Seb’a “(Mevlana’nın 7 vaazı)”
  5. Mektubat “(Mektuplar)

Yorum yapın